Japon Çocukların Uysal Olma ve Ö-fke Nöbeti Geçirmeme Nedenleri

Japon Çocukların Uysal Olma ve Ö-fke Nöbeti Geçirmeme Nedenleri
11 Şubat 2019 tarihinde eklendi, 916 kez okundu.

Japon halkının karakteri dünyada birçok k-esimlerce beğenilmektedir. Onların, a-şırı büyük t-rajedileri muazzam bir stoacılıkla karşıladıklarını görürüz. Hiçbir durumda kontrolü ve kolektif bilinci k-aybetmezler. Ayrıca, başkalarına gösterdikleri büyük saygı ve iş ahlakı ile bilinirler.

Sadece Japon yetişkinler değil, çocuklar da Batı dünyasında gördüğümüz şeylerden çok farklıdır. Çok genç yaştan itibaren, yumuşak huylu ve nazik olmak ile meşhurlardır. Japon çocuklar ö-fke n-öbetlerine girmez ve kontrolü k-aybetmezler. “Başarısız bir şekilde kendi t-epkilerini kontrol etmeye çalışmak, k-orkunun k-öleliğine yol açan senaryosudur.” – Giorgio Nardone Japonlar, kendini kontrol etme, saygı ve dizginleme değerlerinin h-akim olduğu bir toplum oluşturmayı nasıl başardı? Çok katı oldukları için mi d-isiplinli bir topluma kavuştular?

Ya da belki, çocuk yetiştirme s-tratejileri e-tkili kalıpları mı içeriyor? Bu konuyu daha ayrıntılı olarak inceleyelim. Japonlar aileye çok önem verir Japonları özel kılan şey, çeşitli nesiller arasındaki ailesel i-lişkilerdir. Yaşlı ile genç arasındaki bağ, dünyanın herhangi bir yerinden daha empatik ve sevecendir. Onlara göre, y-aşlılar bilgelikle doludur ve ehemmiyeti h-ak ederler. Buna karşılık, yaşlılar da çocukları ve gençleri eğitimdeki yetişkinler olarak görürler. Bu nedenle onlara karşı hoşgörülü ve sevecen davranırlar. Yargılayıcı ve s-orgulayıcı değil, y-önlendirici ve rehber bir rol üstlenirler. Bu nedenle gençler ve y-aşlılar arasındaki bağlar uyumlu olmaya meyillidir.

Japonlar geniş ailelerine çok değer verirler. Fakat aynı zamanda sınırlar sıkı bir şekilde belirlenmiştir. Örneğin, anne ve babanın vakti olmadığı için çocuğun s-orumluluğunu almak büyükbaba ve büyükanne için anlaşılamazdır. Bağlar bir iyilik alışverişi üzerine değil, her biri kendi yerinde olan dünya görüşüne dayanır.

Çocuk yetiştirmek hassaslığa dayalıdır. Japon ailelerin çoğunluğu çocuk yetiştirmenin sevgi dolu olması gerektiğini anlar. Bağırmak hiç hoş görülmez ve g-üçlü bir s-uçlama unsuru olarak görülür. Ebeveynlerin çocuklarından bekledikleri, başkalarının duyarlılıklarına saygı duyarak dünyayla nasıl ilişki kuracaklarını öğrenmeleridir. Genel olarak, bir çocuk yanlış bir şey yaptığında, anne-baba onu bir bakışla ya da h-oşnutsuz bir jestle d-isipline eder. Onların, eylemlerinin kabul edilemez olduğunu görmelerini sağlayan şey budur. “Onu incittin” veya “kendine z-arar verdin” gibi cümleleri kullanmak onlar için y-aygındır, çünkü bu şekilde o davranışın z-ararlı bir şey olduğu için kabul edilemez olduğunu gösterirler.

Bu formül nesnelere bile uygulanır. Örneğin, bir çocuk bir oyuncağı kırmışsa, ebeveynin “onu i-ncittin” deme ihtimali çok yüksektir. “K-ırdın” demezler. Japonlar nesnenin işlevselliğine değil, katma değere v-urgu yaparlar. Bu nedenle çocukların her durumda duyarlı olmaları için çok genç yaşta öğrendikleri, onları daha saygılı bir birey yapan şey budur. En büyük sır: Kaliteli zaman Yukarıdaki unsurların hepsi çok önemlidir.

Ancak hiçbiri, Japonlar’ın çocuklarıyla kaliteli zaman geçirme kavramı kadar önemli değildir. Çocuk yetiştirmeyi uzaktan yapılan bir şey olarak görmezler, bunun tam tersidir. Çocuklarıyla güçlü bağlar kurmak onlar için çok önemlidir. Bir annenin üç yaşından önce çocuğunu kreşe veya anaokuluna göndermesi olağan değildir. Çocuklarını her yere taşıyan anneleri görmek daha yaygın bir şeydir. Daha geleneksel toplumlarda da görülen bu fiziksel temas, daha derin bağlar yaratır. Tenin yakınlığı aynı zamanda ruhun yakınlığı olur. Japon bir anne için, çocuklarıyla konuşmak çok önemlidir.

Aynı şey, babalar ve dedeler için de geçerlidir. Ailelerin konuşmak için bir araya gelmeleri çok yaygındır. Bir aile olarak yemek yemek ve hikayeler anlatmak en sık yapılan etkinliklerdir. Aile öyküleri tekrar tekrar anlatılır ve bununla birlikte, konuşulan şeylerin önemi ile birlikte bir kimlik ve aidiyet duygusu çocuğa geçirilir.

Bu yüzden Japon bir çocuğun ö-fke n-öbetine kapılması çok nadir görülür. Onlar için karışıklık y-aratmayan bir çevre ile çevrilidirler. Onlar, sevginin eksikliği hissetmezler. Dünyanın bir düzeni olduğunu ve her insanın bir yeri olduğunu algılamaktadırlar. Bu da onlara huzur verir, onları hassaslaştırır ve duygusal p-atlamaların gereksiz olduğunu anlamalarına yardımcı olur.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git