Hikayeler

Adamın birisi karısı ile hiç geçinemez. Her gün basit şeyler yüzünden tartışma çıkarırlar. Bu tartışmalar büyüdükçe evlilik tehlikeye girer iş ayrılma noktasına gelir.Zaman içerisinde bu münakaşaların içine iki tarafın aileleride karışır iyice kangrene dönüşür… Bu şahıs bir gün perişan bir hâlde, istişare etmek için ilim ehli, herkes tarafından sevilen, sözüne güvenilen...
Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden; her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu… Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına. Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye...
Adamın birisi arabasıyla yolda giderken aniden önüne fırlayan bir genç kıza çarpıyor; kız 14-16 yaşlarında filan.Hemen arabasına atıp hastaneye götürüyor ve sağlığından endişelendiği için bekleme salonunda bekliyor. Derken, doktor görünüyor ve kızın sağlığının iyi olduğunu ama kötü bir haberi olduğunu, karnındaki bebeğin düştüğünü söylüyor. Ayrıca, kızın yaşı da küçük olduğu için polisi...
Annem ağır hastaydı. Hep yataktaydı ve bizimle ilgilenemiyordu. Babaannem taa memleketten bize bakmak için gelmişti. Minik kız kardeşim ve ben. Bir gün annem iyice kötüleşti ve babam ile babaannem onu hastaneye götürdüler. Sonra babam beni aradı ve birkaç hafta hastanede kalacaklarını söyledi. Kardeşime birkaç gün ben bakacaktım. İlk gün normaldi. Sonraki...
Abim ve ben Belçika’da yaşayan gurbetçileriz. İkimiz de evliyiz, evlerimiz ayrı yerlerde. Bayram veya özel günler haricinde de pek görüşmeyiz. İçimizde uyanık geçinen ben olsam da mantıklı kararları veren hep o olmuştur. Babam öldükten sonra bir gün abim, “Türkiye’deki yerleri satalım, nasıl olsa geri dönmeyeceğiz” dedi. Bu kafama yattı kabul ettim....
Kendi halinde bir tüccardı. Bir gün kumaşları gemiye yükledi. Endonezya’ya gitti, oraya yerleşti. İşini orada devam ettirdi. Kumaşları kaliteliydi. Tam da halkın aradığı cinstendi. Kendisi de kanaat sahibi bir insandı. Kazancı az olsun, temiz olsun düşüncesindeydi. Bir gün geç geldi iş yerine. Eleman iyi bir kâr elde etmişti sattığı mallardan....
Ev Telefonum yine acı acı çalmaya başladı. Telefonu açmak istemiyordum, biliyordum ki yine karşıma o çıkacaktı. O diyorum çünkü tanımıyordum kendisini. İlk başlarda pis bir sapık diye düşünmüş, bir süre sonra vazgeçer demiştim. Telefonu açtığımda hiç ses çıkarmıyor, sadece dinliyordu. Bir müddet sonra, vazgeçmesi için bağırıp çağırmaya başladım. Sonra sesimi...
Dedesi, Bağdat kadısı, babası, padişah tarafından atanan Heyet-i Ayan Azası’ydı. Çamlıca’da, uşaklı, bahçıvanlı, muhteşem bir köşkte yaşayan, oturmasını kalkmasını, ecnebi lisanları bilen, yakışıklı bir delikanlıydı Ahmet Naci. ​Yüksek tahsil için İskoçya’ya gönderildi. Ve Londra’da bir partide gördü onu… Güzeller güzeli İngiliz genç kadın, şahane gülümsüyor, etrafına ışık saçıyordu. Vuruldu, âşık oldu. Gözler her...
6 sayfa, 1.12345...Son »
Sayfa başına git